19 Şubat 2018 Pazartesi

Roman İskeleti

Başlangıç...

              Ansızın karşılarına çıkan o devasa yaratıktan kaçmaya başladıklarının üzerinden yaklaşık on dakika geçmişti. Durmaksızın koşmaya devam ediyorlardı. Yakalandıklarında vücutlarının ne hale geleceğini  -hiç şüphesiz başka insanlar üzerinde gördüklerinden-  çok iyi biliyorlardı. Bir an Arlat’ın sendelediğini gördü Adal. “Koş” diye bağırdı. Arlat yarı duyulur bir mırıltıyla "daha ne kadar koşacağız" diye sordu. Nefesi tükenmişti, sadece dinlenmek istiyordu. Adal ise koşmak ve bu yaratıktan kurtulup kurdukları küçük ama güvenli sığınaklarına dönmeyi arzuluyordu ve kafasını arkaya bile çevirmeden öfkelenmişçesine “Bilmiyorum Arlat, bildiğim bir şey varsa oda koşmaya devam etmezsen koşabileceğin bir bacağının kalmayacağı.” dedi. Uzun süre kovalandıktan sonra harap olmuş evlerin arasında bir motosiklet gördü Adal. Bir eliyle motosikleti göstererek “Hadi Arlat bununla kaçabiliriz.” Dedi. Arlat ise şaşırmış bir halde Arkamızdaki bu korkunç yaratıktan bununla mı kaçacağız? diye sordu. Adal Daha iyi bir fikrin var mı? diye cevabını hiçte merak etmediği bir soru yöneltti. Arlat sadece dinlenmek istiyordu. Ama şuan bunu yapamayacağının ayırdındaydı, istemeyerekte olsa  binmeye mecbur olduğunu en az Adal kadar iyi biliyordu. Biraz daha koşsalar ciğerleri patlayacaktı. Daha fazla zaman kaybetmeden şans eseri karşılarına çıkan hurda halindeki motosiklete binip hemen uzaklaştılar oradan.

İkisini kovalayan ve onun gibi daha bir çok yaratığın dünyaya hakim olmasının üzerinden 14 ay geçmişti. Artık bu dünyada yaşayabilmek hem akla hem de bacaklarınızın gücüne bağlıydı. Bu yaratıklar dünyanın her bir yerine hakim olmuş insanlık neredeyse yok olmak üzeredeydi. Adal ve Arlat hayatta kalma mücadelesini 14 ay sürdürebildiler. Bunun devamlılığı için ise bugün girdikleri riske bir çok defa girmeleri gerekiyordu.

1 gün önce

            -Yanıma daha ne almam gerekiyor Adal ?
            -Silahını aldın mı?
            -Aldım.
            -Yiyecek ve su aldın mı?
            Arlat elini bir çırpıda çantasına attı, fermuarını açtı ve yiyeceklerini kontrol etti.“Hmm... Aldım.” Dedi.
           -El feneri, piller ?
           -Hepsini aldım.
           -Pekala o zaman gitmeye hazırsın. Dikkatli ol. Tek başına içeride ne olduğunu bilmediğin bir yere asla girme. İhtiyacımız olan şey sadece yiyecek, onları bulduğunda tekrar buraya dön ve bana haber ver. Üzerine fazla yük alma çünkü koşman gerekebilir. Dediğim gibi sadece ...
           Arlat bu uzun konuşmadan sıkılmışçasına "tamamdır patron" dedi. Ardından ikisi birlikte dış kapıya doğru ağır adımlarla yürüdüler.
                                                                                                                               ........

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder